6 Ağustos 2006< Geri dönün

Murat Vargı İle Hakia Hakkında Röportaj Yaptı - Forbes Dergisi

Geleceğin Google’ına mı yatırım yaptı? “Murat Vargı, Turkcell’deki hisselerinden satıp arama motoru Hakia’ya 5 milyon dolar yatırım yaptı. Bu, Vargı için küçük gözükse de, devasa reklam potansiyeli bulunan bir mecra için önemli bir miktar. Bugünün dev şirketi Turkcell’le vizyonerliğini kanıtlayan Vargı’nın bu girişimi de izlenmeye değer.” 

Ersun Erdinç / Ağustos 2006 / Forbes Dergisi

“Turkcell’in babası” Murat Vargı, şimdiye kadar toplam 11 milyon dolar yatırım yapılan semantik temelli arama motoru Hakia’ya 5 milyon dolar yatırdı. Vargı, ‘mana’ arıyor anlaşılan.

Kim bilebilirdi ki? GSM iletişim sistemi uygulaması Türkiye’de, tahminlerin çok öncesindeki tarihlerde, moda deyimle ‘patlayacaktı.’ Potansiyelin varlığı 80’lerin sonuna doğru hissediliyordu ancak iyi bir projeyle harekete geçmek gerekiyordu. Pek çok kapı yüzüne kapansa da bunu gerçekleştiren biri oldu: Turkcell’in ‘babası,’ MV ve KVK Holding’in patronu Murat Vargı. GSM iletişiminin göreceği ilgi ve pazarın gelişimi onu 2000’den itibaren Forbes’un dünyanın sayılı zenginleri listesine taşıdı: O artık bir dolar milyarderi olmuştu.

Türkiye’de GSM iletişiminin başlangıcını oluşturan projesi bugün dünyanın sayılı bilişim şirketlerinden biri olan Vargı, şimdi yeni bir yatırımla gündeme geldi. Bu nedenledir ki, 5 milyon dolarlık yatırımda bulunduğu arama motoru Hakia’nın ayrı bir önemi beliriyor. Vargı, Hakia için “Ulaşılabilen bilginin hızla arttığı dünyada, bu bilgiyi organize etmek, ulaşılabilir ve kullanılabilir hale getirmek daha da önem kazanıyor. Semantik algoritmalarla bu sürece kendine has bir yaklaşım getiren hakia.com’un İnternet ortamındaki aramaları çok geliştireceğine inanıyorum” diyor.

Hakia’nın Vargı’nın gündemine gelmesi bir yıl önce, yine Hakia’ya yatırım yapan tanıdıklarının kendisine önerileriyle gerçekleşir. Hakia’nın CEO’su Dr. Rıza Can Berkan’la görüşürler. Vargı bu yatırıma bakış açısını şöyle özetliyor: “Benim bir işe yatırım yapmada kriterim şu: Bir, iyi bir ekip. İyi bir ortaklık yapısı ve iyi bir proje olması lazım. Neticede GSM teknolojisini ben bulmadım, bir telefon nasıl çalışır onu bilmiyorum. Bir search engine nasıl çalışır bilmiyorum ama herkesin anlayabileceği basit bir şeyden yola çıkarak, oradaki çalışanlar hakikaten kendi konularında bir yenilik yapmış.”

Hakia’da Vargı’yı en çok etkileyen nokta farklı bir arama yöntemi getirmesiyle arama motorlarında ‘ikinci faz’a geçişi sağlaması: “Bu Hakia'nın araması semantik arama, mana bazlı. Yani buna soru sorabiliyorsun, bu bana mümkün mertebe yakın ve doğru bilgiyi vermeli.”

Tabii, Vargı’nın 5 milyon doları yatırmasının nedeni sadece ‘diğer arama motorlarının gereksiz bir sürü bilgiyi ekrana yığarken Hakia’nın istenileni vermesi’ değil. Onun asıl ilgisini çeken şey, arama motorlarına verilen reklamların oluşturduğu pazar: “Sadece Nisan 2006’da 6,6 milyar arama yapılmış. Yani insanlar soru sormuşlar. Çok büyük bir rakam ve İnternet kullanımı, e-mail'den sonra en fazla arama motorunda kullanılmış. Yani bir başlangıç noktası.”

Bir mecra olarak İnternet’teki reklam pastasının büyüdüğüne dikkat çeken Vargı, 2006'da aramaya dayalı reklam bütçesinin sadece ABD'de 2006'da 6,5 milyar dolar olduğunu ve arama motorlarıyla bu pazarın büyüdüğünü belirtiyor. Kullanıcının sağladığı ‘bilgiye kolay erişim’ avantajının bu mekanizmalar üzerinden reklamla ticarete dönüştürüldüğünü söyleyen Vargı, Hakia’nın aramayı daha da kolaylaştırarak kullanıcıyı çekeceğini düşünüyor: “Bunu arama motorunda ikinci faza geçmiş bir teknoloji olarak görüyoruz, o yüzden biz buna yatırım yaptık!”

Hakia şu anda gelişiminin yüzde 28’ini tamamlamış ve bu haliyle Beta kullanımına açılmış durumda. Resmi açılışı önümüzdeki sonbaharda, muhtemelen kasım ayında yapılacak. 2007’de Türkçe kullanımına da geçilecek olan Hakia, Türkçe’ye uygunluğu ile de kullanıcı potansiyelini artıracak.

Vargı’nın kendini kanıtladığı Turkcell, 2003 ve 2004 yıllarında üst üste Business Week dergisinin ‘INFO Tech 100’ listesine girmişti. 2005'te listeye bu kez 14’üncü sıradan girdi. Listedeki tek Türk şirketi olan Turkcell aynı değerlendirmede, dünyada hissedarlarına en fazla kazandıran sekizinci teknoloji şirketi oldu. Haziran 2006 itibariyle Vargı’nın MV Holding ve MV Investments üzerinden Turkcell’de toplam 111 milyar 516 milyon YTL nominal değerli yüzde 5,07 oranında payı bulunuyor.

MV Holding ve MV Investments bu yıl toplam 5,6 milyon YTL nominal değerli Turkcell hissesini 45 milyon 796 bin 959 YTL karşılığında borsada sattı. 2005 aralık ayında, beş yıl içinde MV Holding 9 milyon 274 bin YTL, MV Investments ise 9 milyon 275 bin YTL nominal değerli hisse senedini satacağını duyurmuştu.

Bu satışlar, Hakia CEO’su Dr. Berkan’ın ‘vizyoner’ diye nitelediği Vargı’nın yeni yatırımları için kaynak yarattığı biçiminde yorumlanıyor.

Murat Vargı, Hakia’ya 5 milyon dolarlık yatırımının yarısını MV Holding, yarısını da KVK Holding üzerinden yaptı. KVK Holding Genel Müdürü Bülent Çavuşoğlu, Hakia’nın kendisini heyecanlandırdığını belirtiyor: “Böyle bir oluşumu biz, başlangıcı itibariyle uzaktan da olsa biliyorduk. Ama konu ısınınca ve bir şekilde bizim gündemimize gelince, ki bu yaklaşık bir yıllık bir süreç, o süreç içerisinde Hakia'nın çok doğru bir iş mantığına sahip olduğunu gördük ve buna inandık.”

Çavuşoğlu, hiçbir zaman Hakia'nın var olan diğer büyük arama motorlarının benzer mantığıyla hareket edip onlardan pazar payı alması fikrini benimsemediklerine dikkat çekiyor. “İş planı hep farklı olarak geldi: Şu anda Google, Yahoo ve MSN gibi dünyanın en önemli birkaç arama motorundan daha farklı yapıda bu ilk üçü zorlayacak farklı mantıkta bir ihtiyacı karşılayacak arama motoru olsun fikri... Zaten işin en fazla bizi heyecanlandıran tarafı da bu farklılık.”

Yatırımdan beklenen getiriyi Çavuşoğlu netleştiriyor: “Planlanan süreçler içerisinde Hakia'nın bir halka arz süreci var. Bu da, bir aksilik olmazsa 2008. O zaman Hakia, en azından IPO değerini bulmuş bir şirket olacak. Biz şirkette yatırımcıyız. KVK olarak böyle bir şirkette böyle bir işe yatırım yapmak bizim için hem stratejik hem farklı işbirliklerinin önünü açabilecek hem uluslararası alanda bize farklı bir yatırım fırsatları çıkarabilecek işbirliklerinin ve o alışkanlığın başlangıcı olarak görülebilir. Biz cep telefonu ithalatı yapıyoruz. Bu işimiz gelişebilir ama çok farklılaşamaz. Şirketlerin sonsuzluk prensibiyle kurulması sebebiyle, bizim yeni yatırımlarla buradaki büyüklüğümüzü daha fazla büyüyeceğimiz alanlara bir şekilde yatırmamız lazım. Bu anlamda belki Hakia bizim için şanslı bir yatırım olur, yurtdışında bölgesel belki çokuluslu alanda bir başarı hikayesi yazmamıza bir fırsat verir.”

Acaba, Hakia bünyesinde gelişebilecek diğer iş modelleri olabilir mi? Sadece arama motorunda yer alacak reklamların gelirleri ile sınırlı kalınmayacaktır. “Muhtemelen öyledir” diyor Çavuşoğlu, “Biz Hakia'nın yaptığı, inandığımız herşeyin içerisinde olmaya aday oluruz bundan sonra. Hakia'nın öncelikli işi semantik anlamda müşterisine daha farklı ve aradığı soruların cevabını, daha net tatmin edici verebilen arama motoru olmak. Ondan sonrası gelir.”

KVK Genel Müdürü Bülent Çavuşoğlu: “Bir Türk şirketinin orada yatırım yapmış olması önemli.”

44 yaşındaki Dr. Rıza Can Berkan bir nükleer fizikçi, yapay zeka ve bulanık mantık (fuzzy logic) konularında uzmanlaşmış. Hakia’nın arkasındaki beyin o. Film ve müzik çalışmaları da bulunan ve "Fuzzy Systems Design Principles" adlı kitabın yazarı olan Dr. Berkan 10 yıl kadar Amerikan enerji ve savunma bakanlıklarında çalışmış; son altı yılını arama motoru teknolojilerine ayırmış. Dr. Berkan “Arama motoru özel ilgi alanım oldu son 10 yıldır. Çok derin ve zor bir problem bilimsel açıdan” diyor. Ona göre bugünkü arama motorlarının performansı çok bariz bir şekilde artırılabilir, bunun da anahtar noktası yazı ve konuşma dilini anlayan algoritmalar geliştirmek. “Nükleer fizikçi olmama rağmen matematik ve mantık bilimleri üzerinde bugüne kadar yaptığım çalışmalar beni bu tür çözümler bulmaya itti doğal olarak. Günün birinde ‘neden olmasın’ demeye kalmıştı iş!” diyor Dr. Berkan. Altı yıllık bir düşünce ve deneme sürecinden sonra Hakia projesine 2004 yılının ilk aylarında başlar. “Fakat sıfırdan başlamak değildi bu. Bütün çözümler kafamızda zaten belirmişti. İş, bu algoritmaları programlamaya indirgenmişti. Bir de bu işin organizasyon ve finans durumunu yapılandırmak gerekliydi. Son iki yıldır bunları hızlı bir şekilde ortaya çıkardık.” Hakia Genel Müdür Yardımcısı Melek Pulatkonak, Hakia’nın ortakları arasında teknoloji dünyasının bilinen simalarının yanı sıra üç milyarderin yer aldığını söylüyor. Birini biliyoruz. Ortaklar için Pulatkonak “üç kıtanın ‘mover&shaker’ları” nitelemesini kullanıyor. Bugüne kadar Hakia’ya 11 milyon dolar yatırım yapılmış.

Pulatkonak “Hakia’nın amacı yeni nesil, anlam odaklı arama teknolojisini geleneksel ve yepyeni ürünlerle buluşturmak. Tüm ürünlerimiz arama motoru fonksiyonlarının ekseninde ve kullanıcıya katma değer sağlayan bir anlayışla dizayn edildi” diyor. Hakia’nın şimdilik Hakia Toolbar ve Hakia Precision Advertising gibi geleneksel ürünleri bulunuyor. Pulatkonak “Her ne kadar ‘toolbar’ ve reklam servislerini yaklaşık tüm belli başlı arama motorları veriyor olsa da, Hakia’nın anlam odaklı teknolojisi hem performans hem de kullanım kolaylığı açısından katma değer sağlayacak. Web 3.0 gibi, İnternet kullanıcılarının arama tecrübesi ve arama motorlarından beklentilerini değiştirecek yenilikçi ürünlerimiz arama deneyiminde yepyeni bir çığır açacak” diyor. Bu yeni çığır için 2007 başını beklememiz gerekiyor. Hakia’nın planlarında dönüm noktasını 2008 yılında halka açılma süreci oluşturacak. Hakia’nın bir Amerikan şirketi, kendisinin ise bir yatırımcı olduğunu ve şirketi izlediğini belirten Murat Vargı “Hakia, ağırlıklı olarak kullanım Amerika'da fazla olduğundan Amerika'ya hizmet verecek. Diğer rakip şirketler, mevcut arama motorları nasıl bütün dünyayı kapsıyorsa Hakia da bütün dünyayı kapsayacak. Burada yeni ve değişik bir teknolojiyle dünya piyasasında İnternet üzerinden araştırma yapmak isteyenlere hizmet verecek.” diyor.

RIZA CAN BERKAN: Nükleer fizikçi Dr. Berkan, yaygın arama motorlarının yetersiz kaldığı noktaları gördü.

Murat Vargı, adını kamuoyunda 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal döneminin harika çocuklarından biri olarak duyurdu. 1990'lı yılların başında Penta Tekstil'i kurdu ve ABD'ye havlu satmaya başladı. Vargı’ın iş geçmişinde Türkiye’nin ‘ilk’lerinden örnekler var. 80’li yıllarda, kurucularından olduğu Penta Dış Ticaret’le ilk köpekbalığı ihracatını yapmıştı. Vietnam’la ilk ticari ilişkileri kuranlar arasında. Ankara Koleji ve Ankara İktisadi Ticari İlimler Yüksek Okulu Dış Ticaret Bölümü mezunu Vargı, Helsinki School of Economics'te dış ticaret ve ticareti geliştirme üzerine bir eğitim programına katılmış.

İlk’ler konusundaki prensibini şöyle özetliyor:

“Yani farklı şeyler yaptığınız zaman başarıya ulaşma şansınız risk almakla birlikte daha fazla. Benim iş hayatına ve her konuya bakış açım, farklı bir müteşebbislik örneği sergilemek ve ölçülü risk almak şeklinde tanımlanabilir. Netice itibariyle herkesin yaptığı işin aynısını yaptığınız takdirde bir ayrıcalığınız olmuyor. Onun için, farklı bir şey yaptığınız zaman o başarılı oluyor, büyüme imkanına kavuşuyor ya da para kazanabiliyor. Yani değişik bir şey yapmak lazım.” Bu şirket Penta Dış Ticaret'ti. Ondan sonra ihracat sermaye şirketi oldu. Vargı, Penta Tekstil ile tekstil alanında faaliyet gösterir, havlu ve bornoz üretir. Ama gittikçe güçlenen Çin rekabeti işleri bozar, fabrika satılır.

“Havlu üretiyorduk havlu attık!” diyor Vargı, “Çünkü 1988 yılında 24 dolara sattığımız bornozun fiyatı 12 dolara indi.” Bunu da telekom işine girişi izler. “Türkiye'de bilişim şirketlerinin ne kadar başarılı olacağının örneğini Turkcell'de gördük” diyerek kişiliğinin mütevazı yapısını ortaya koyuyor. Zira Turkcell’de başlangıç hiç kolay olmamıştı. 1994 krizinde, tekstil işinde iflas eden Murat Vargı o dönemde kimsenin önemsemediği veya cesaret edemediği ve kendi projesi olan Turkcell işine girdi. Koç Grubu’nın dikkate almadığı Turkcell projesi birkaç büyük grubu gezmenin ardından son olarak Vargı tarafından Çukurova Grubu'nun patronu Mehmet Emin Karamehmet'e götürüldü. O günlerde finans ağırlıklı her grup gibi Çukurova da kısmen sıkıntılı günler içindeydi. Başında Pamukbank’ın yanı sıra İnterbank gibi bir sorun da vardı. Vargı, projeyi arkadaşı Yapı ve Kredi Bankası'nın o dönemdeki genel müdürü Burhan Karaçam aracılığı ile Karamehmet'e ulaştırmayı başardı. Karamehmet, projeden etkilenip bu işe girmeye karar verdi. O dönemde Çukurova kurmayları arasında Karamehmet'e destek veren tek isim ise Osman Berkmen oldu. Vargı'nın Forbes'un listesindeki 21 dolar milyarderi Türk işadamı arasına girmesinde Turkcell'deki hisselerinin büyük payı oldu. “Ben ön planda olmaktan hoşlanmıyorum. İş kendini konuştursun...” diyor Vargı. MV Holding’deki stratejisinin önce büyüme alanı, sonra da kıymetli bir varlığa dönüşebilecek veya halen bir kıymetli varlık halinde olan konulara yatırım yapmak olduğunu vurguluyor. İkinci bakış açısı da, projenin başındaki insanlar ya da projenin kendisinin bir değer ifade ediyor olması ya da o işi de konusunu iyi bilen, bilgi sahibi insanlarla yapmak. “Bu kriterlerde bir iş olduğu zaman o sahaya yatırım yapmaktan çekinmiyoruz” diyor.

Ağırlıklı faaliyet alanının telekomünikasyon olduğunun altını çizen Vargı, MV Holding’in yapısının hemen hemen ağırlıklı olarak telekomünikasyondan kaynaklandığını belirtiyor. Tabii, bir de telekomünikasyonun distribütörlük kısmında 1 milyar doların üzerinde satışı olan ve Turkcell’e SIM kart pazarlamasından da epey kazanan KVK ile faaliyet gösteriyor. “Forbes listesine girmemiz, sahip olduğumuz varlığın net bir şekilde ölçülebilir bir varlık olmasından kaynaklandı; New York Borsası’nda ve SPK'da işlem gördüğümüzden dolayı. Onun için biz Forbes'un listesine, 2000 yılından itibaren girip çıkıyoruz. İlk defa 2000 yılındaydı. Kriz yıllarında tabii, şirket varlıkları çok düştüğü için o zaman biz de listeden çıkıyoruz” diyor. Ve ekliyor: “Allah kriz vermesin yani…” Bu temenniye katılmamak mümkün mü?

TURKCELL’İN ÖYKÜSÜ

Türkiye'de GSM temelli mobil iletişim, Şubat 1994'te Turkcell'in hizmete girmesiyle başladı. Şu anda 40 milyon dolaylarında bulunduğu telaffuz edilen cep telefonu toplam abonesinin yaklaşık dörtte üçü hızla büyüyen Turkcell’den servis alıyor. Turkcell’in buraya nasıl geldiğine bir bakmak gerek: İsveç’te dünyanın ilk özel mobil telefon şirketi olan ComVic’in CEO’su Thorsten Press’in Murat Vargı ile işbirliğine girmesinden 1,5 yıl sonra, yine bir İsveç şirketi olan Ericcson’un da Türkiye’de benzeri faaliyette bulunmasından dolayı, planlı bir şekilde Ericcson ile ortaklığa gidildi. Başta ComVic’de Thorsten Press olmak üzere Murat Vargı ve ona araştırma yapan Prof. Veysel Batmaz, Ericsson’dan Ersin Pamuksüzer, o zamanki Kavala Grubu’ndan Prof. Asaf Savaş Akat ve Sonera’nın katkıları oldu. Türk grupların ve de özellikle Ericcson’dan Ersin Pamuksüzer’in hedef abone rakamları Sonera ve ComVic’den daha iyimserdi. Ancak Sonera’nın ilk on yıl sonunda abone tahmini 600 bin idi.

Türkiye’nin önde gelen grupları, Sabancı dışında, konu ile ilgili bilgilendirildi, ancak ilgilenmediler. Projeye dahil olmamalarının nedeni bilinmiyor, Vargı da bu konuda konuşmak istemiyor. Ancak bunu, projeyle ilgilenmeyen grupların iş odaklanmalarıyla ilgili tercihleri olarak kabul ettiğini düşünmemek için bir neden yok.

Kavala, vizyon sahibiydi ve yeni bir sektöre girme arzusundaydı. Çukurova’dan Mehmet Emin Karamehmet’in en belirgin yönlerinden olan girişimci yapısı, risk alması ve çalışma azmi büyük rol oynadı. Sırasıyla Murat Vargı, ComVic, Ericsson, Kavala, Çukurova ve ComVic’in ayrılması ile Sonera projeye dahil oldu.

Konjontür uygundu. 1988 yılında Türkiye hükümeti Pan European anlaşmasını imzalayarak bu anlaşmaya dahil olmuştu. Dolayısıyla 1991 yılı ihale, 1992 yılında da Pan European ülkelerinde GSM sisteminin başlamasını tavsiye ve zorunluluk haline getiriyordu. Anlaşmayı Türkiye adına dönemin ulaştırma bakanı Ekrem Pakdemirli imzalamıştı.

İhaleye ilk Siemens girmişti, ihale sırasında Telsim Siemens hisselerini satın aldı. Turkcell ve Telsim dışında Motorola ve Jefi Kamhi ihaleye katıldılar. İhale ve teklif süreci iki sene sürdü. Bir iki kere yenilendi.

Turkcell, 1994 yılında da fiili olarak faaliyet geçti. 27 Nisan 1998'de Ulaştırma Bakanlığı ile 25 yıllık GSM lisans anlaşması imzalayan Turkcell, 31 Mart 2006 itibarıyla, yaklaşık 8,0 milyar Amerikan Doları yatırım yapmış oldu. Hisseleri 11 Temmuz 2000'de İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) ve New York Stock Exchange'de (NYSE) eşzamanlı olarak işlem görmeye başlayan Turkcell, NYSE'ye kote olan ilk Türk şirketi unvanını kazandı. 2006 ikinci çeyreğinde de 5 milyon 570 bini faturalı, 24 milyon 260 bini ön ödemeli olmak üzere 29 milyon 830 bin yurtiçi abone sayısına ulaşmış oldu. Turkcell'in Fintur aracılığıyla ve TeliaSonera ile ortak olarak sahip olduğu Azerbaycan, Kazakistan, Gürcistan ve Moldova'daki iştiraklerinin 31 Mart 2006 itibarıyla 6,4 milyon abonesi bulunuyor.

ARAMA MOTORLARI

Arama motorları İnternet üzerinde yer alan bir içeriği bulmak için kullanılan yazılım bütünlerinden oluşuyor. ‘Bütünü’ demek gerekiyor, çünkü kullanıcının ekranının arkasında bir arama indeksi ve onun hazırlanmasında faaliyet gösteren bir Web robotu bulunuyor. Web robotu, Web sayfalarına giderek içerikleri görür, onları belirlenen bir sistemle kopyalayıp saklar ve sitenin sahip olduğu bağlantılar üzerinden başka sitelere gider. Elde ettiği veriler indekslenir ve kullanıcılar bu indeksler üzerinden hızlı aramalar yapabilir.

İnternet’te iki tür arama motoru bulunuyor. Bunlar dizinler (LookSmart, ODP ve Yahoo gibi) ve crawler’lar (AlltheWeb, AltaVista, Google, Inktomi, Teoma, Wisenut gibi). Crawler’lar İnternet’teki siteleri tarar ve indeksler. Eğer sitenizi değiştirirseniz bu listedeki durumunuzu etkiler çünkü crawler’lar sayfanızın tümünü hafızalarına alır ve bir aramada sayfada geçen tüm kelimeler arasından arar. Sitenizde yaptığınız değişiklikleri de ilk güncellemesinde hemen günceller. Başlıklar, sayfanın içeriği ve diğer tüm etkenler sonuçta etkilidir. Dizinler ise insanlar tarafından yönetilir. Sitenizi kaydederken bir başlık ve bir açıklama yazarsınız ya da editör sizin yerinize bir açıklama yazar ve sonuçlarda bu iki etken etkili olur. Sayfanızda yapacağınız değişiklikler sonuçları etkilemez. Hibrid arama motorları ise her iki türden de sonuç getirirler ve genellikle bir tarafı, ki bu taraf genellikle dizinler olur, diğerinden daha üstün tutarlar. Mesela MSN bir arama yaparken LookSmart’ın hazırladığı dizin sonuçlarıyla Inktomi’den gelen crawler sonuçlarını birlikte gösterir ama LookSmart’ın dizin sonuçlarına öncelik tanır.

Şimdiye kadar kullanılan yöntemlerde ister dizin ister crawler sonuçları olsun, temel mantık aranan sözcüğün geçtiği siteleri sıralamak olmuştu. Hakia ise semantik arama yöntemini getiriyor. Bu yöntem girişin soru biçiminde yapılmasının ardından, kastedilen anlama yönelik sıralama sonuçlarının kullanıcıya iletilmesini hedefliyor.

Bu yöntemin dayandığı disiplin olan anlambilim, felsefi ya da mantıksal ve dilbilimsel olmak üzere iki farklı açıdan ele alınabilir. Anlambilim, bir dilin göstergeleri ile bunların anlamları arasındaki bağlantının incelenmesidir. Felsefi ya da mantıksal yaklaşım, göstergeler ya da sözcükler ile bunların göndergeleri arasındaki bağlantıya ağırlık verir ve adlandırma, düz anlam, yan anlam, doğruluk gibi özellikleri inceler. Dilbilimsel yaklaşım ise, zaman içinde anlam değişiklikleri ile dilin yapısı, düşünce ve anlam arasındaki karşılıklı bağlantı gibi konular üstünde durur. Anlambilime farklı yöntem ve amaçlarla yaklaşılsa da, her iki alan da insanların dilsel anlatımlardan nasıl anlam çıkardıklarını açıklamaya çalışmıştır. Felsefe sorunları bir dil içinde ifade edilmek zorunda olduklarından, sonunda dilin kendisi ile ilgili soruşturmalar haline dönüşürler.

Vargı’nın Büyük Efes Oteli Yatırımı İzmir’deki ünlü Büyük Efes Oteli’nin satış ihalesine Tahincioğlu Grubu ile yüzde 50-50 ortaklıkla katılan MV Holding, otele 121,5 milyon dolarlık bedelle en yüksek teklifi vermişti. Bu otel için 40 milyon dolarlık yatırım yapacak olan Vargı otele bakışını şöyle özetliyor:

“Güzel Oteller Anonim Şirketi diye bir şirket kurduk. Bu Efes Oteli'ni özelleştirmeden Tahincioğlu Grubu ile aldı. Bunu biz değerli bir gayrimenkul varlığı olarak gördük. İkinci bakış açısı da, biz yani ya projenin başındaki insanlar ya da projenin kendisinin bir değer ifade ediyor olması ya da o işi de konusunu iyi bilen, bilgi sahibi insanlarla yapmak. Bu kriterlerde bir iş olduğu zaman o sahaya yatırım yapmaktan çekinmiyoruz. Onun için Efes Oteli'yle de kendimize yeni bir saha açalım dedik. Turizmden ziyade biz burada varlık sahibiyiz, yani turizm sektöründe hizmet verecek ama kendimizi otel işletmesinde tecrübeli bir grup olarak görmüyoruz. Böyle bir tecrübemiz, geçmişimiz de yok, bir iddiamız da yok. Bu oteli, bu konuda iddialı olan SwissOtel oteli işletecek. SwissOtel de Grand Efes İzmir'in güzel ve yenilikçi olması için bütün gayretini gösteriyor. Şu anda da otelin başında da, açılmasına bir seneden fazla zaman olmasına rağmen İsviçreli bir genel müdür geldi, göreve başladı, gece gündüz çalışıyorlar. İzmir'e bir canlılık katacak. Sembolik anlamı da yüksek. Tabii biz otelin değerini Türk bir grup olduğumuz için çok iyi biliyoruz. Orada sanatçıların, Jale Yılmabaşar'ın, diğer sanatçılarımızın duvarlarda sanat çalışmaları, rölyefleri vardı. Onları aynı şekilde itinayla söküp tekrar yerlerine koyuyoruz, yani oranın değerini koruyacak, daha güzelleştirecek bir şeyler yapıyoruz.”
 

Konaklama Teknoloji Enerji

Copyright © 2017,  MV Holding A.Ş.  -  Her Hakkı Saklıdır.  |  Ana sayfa  |  Bilgi Toplumu Hizmetleri  |  Kişisel Verilerin Korunması  |  İletişim  |  Site: İkipixel

Facebook  YouTube  Linkedin